Türkiye’yi anlatan insan hikayeleri hakkında video içerikleri hazırlayan StoryBox’un konuğu Bony Çorap Fabrikası’nın Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gülkaya oldu. Gülkaya, zorluklarla başlayan başarı hikayesinin tüm detaylarını belgesel niteliğindeki bir çalışmada StoryBox’a anlattı:

“BONY 3-4 METREKARELİK BİR ÇAY OCAĞIYLA BAŞLADI HİKAYEMİZ”

1958 senesinde kundaktayken İstanbul’a göç etmiş bir aileyiz. Döşeğiyle yatağıyla Erzincan depreminden sonda gelen bir aileyiz.  Örücüler hamamın deposunda oturuyorduk. Ev yoktu. Babam ilk geldiğinde kahve ocağıyla başlıyor. Esnaflara çay dağıtarak hayatımızı geçindiriyorduk. 10 yaşında tepsiyle çay götürüp getiriyordum. Yazın limonata dağıtıyordum. Kahve ocağıyla başlayan rahmetli babam sonra tuhafiyeciliğe geçti. 13-14 yaşında çorap tuhafiye dükkanına başladık.  Sonra mendil, çorap alıp satıyorduk. Çok zorunluklardan geldik. Her şeyi kazanmak zorunda olduğumuz için çalışma arzusu içindeydik. 11 sene sabah 4’lere kadar çalıştık. 16 yaşındayken babam kalp krizi geçirdi. Okuldaydım. Eve geldiğimde ev kalabalıktı. Bir gittim ki evde cenazeyle karşılaştık. Babamızı kaybettikten sonra iki tane abim vardı. Abimlerle beraber çorap işini büyütmeye çalıştık. Fakat hiçbir zaman için vizyonumuz oluşmadı. Bende bu sefer ceketimi aldım, ‘ayrılıyorum sizden.’ Ben sıfır sermayeye, bir kuruş değil bakın sıfırla ayrıldım. 23-24 yaşları civarındaydım. Kendi Bony şirketimi kurmaya karar verdim. Cağaloğlu’nda dayım kahve ocağı işletiyordu. Aynı zamanda hanın odabaşısıydı. Bony 3-4 metrekarelik bir çay ocağıyla başladı hikayemiz.” dedi.

ÇERKEZKÖY’DEKİ FABRİKAYA SAHİP OLDUK”

Öyle günler yaşadık ki. Hiçbir şey kolay geçmedi ki. Sermaye yok, para yok, bilmem ne!  Kimse ‘Benim kaderim bu’ deyip de yan gelip yatmasın. Yani bizim kaderimiz de o devirlerde kesinlikle hiç parlak değildi. Ama mücadele ettik, çalıştık, inandık, hedeflerimizi iyi koyduk. 3 metrekarelik bir dükkanda Bony kuruldu. Tabi satış başladı, fakat üretimi düşünüyorum. İşlerimiz gelişince bu sefer ordu pazarlarına falan da mal satmaya başladım. Onlara gitmek gerekiyordu, gelmek gerekiyordu. Bir tane kartal arabası aldım. Baktım ki işler fena gitmiyor, iyi gidiyor b sefer bir makine fırsatı düştü.  Kartal arabamı sattım onuna makine aldım. Kurulduktan nereden baksan 7-8 sene sonra hayalimizi gerçekleştirmiş olduk. Bayrampaşa’da başladık bu işe, ilk atölyeleşmeyi. Ufak ufak artık cidden işlerim fena değil.  Sümerbank’a mal satıyorum. İşte Rusya’ya, Yugoslavya’ya o zaman Yugoslavya bütündü, savaştan öncesinden bahsediyorum. Çok güzel mal satıyorduk. Bu şekilde gelişmemiz büyümeye başladı. Bu esnada karşımıza bir fırsat çıktı.  5 bin metrekare, içinde var 30-40 tane mekane. Ben ne yaptım? Gözümü karartım. Pamukbank’a gittim anlaştım. Çerkezköy’deki fabrikaya sahip olduk. Bu fabrika düşündüğümüz şekilde değildi. İstediğim şekilde makineler yoktu. Makine parçalarını işçilik ödemedikleri için çoğu işçiler almış. Ama şimdi o işçilere de benim ihtiyacım olduğu için hepsini aradı buldum. Parçaları aldım geri, verdim paralarını ve de parçaları tekrar makinelere yükleyerek çalıştırma yoluna gittik. Bu sefer tabi böyle bir fabrikaya ulaşınca biraz fuarcılığa önem verdim. Bu fuarların birinde H&M ile tanıştım. H&M sonra geldi benden mal istedi. O seneden itibaren H&M ile çalışmaya başladık ve de H&M’ in bugün Türkiye’de en büyük üreticisi oldum. Rattan ayakkabı da üretmeye başladık. Kulüplerle anlaşmaya başladık.  Galatasaray olsun, Beşiktaş olsun, Fenerbahçe olsun böyle kulüplere  de çoraplar, çorap ayakkabı yapmaya başladık. Bunlar çorap makinesinden çıkıyor. Fakat tabanlar da bizim kendi işletmemizde işlem görüyor. Yani bu da olduğu gibi fabrikamızın kendi üretimi. Mesela bu firmalara da Batman gibi değişik, örümcek adam gibi şeyler, değişik modeller yapmaya başladık. İhracatını da yapıyoruz. H&M olsun, Zara olsun, bütün Mark&Spencer hepsine sunmaya başladık.

“DÜNYANIN BAŞINA ÇORAP ÖRÜYORUZ"

Günde 40 bin düzine, 40 bini 12 ile çarparsanız 480 bin çift çorap üretiyoruz. Bunu da hepsi ihracat yapıyoruz. Zaten yetiştiremiyoruz da yani ihracat kapasitemiz hep dolu. Ve de bugün 1600 kişisi çalışan bütün dünyanın en iyi markalarına üretim yapan bir tesis haline dönüştürdük. Biz çorap üretiminde Türkiye’de ilk üçteyiz. Ama teknoloji olarak dünyada ilk sırada gösteriliyoruz. Bu marka  zincirlerinin bütün dünyada mağazaları olduğu için yani Çin’e de gidiyor,  Amerika’ya da gidiyor, Avrupa’ya da gidiyor.   Dünyanın başına çorap örüyoruz biz burada Çerkezköy’de. Yani Çerkezköy’den biz Çin’den tut, Amerika’sından çık, İngiltere’den tut, Afrika’sına kadar her yerine bu markalar sayesinde çorabımız gidiyor ve de buralarda çorabımızı satmış oluyoruz. Çorap işi çok ayrı bir iş yani. Çok  yetenek isteyen, gayret isteyen, bilgi isteyen, tecrübe isteyen bir iş.  Yani onun için hani kimse öyle yani param var hani gidersin bir inşaatı yaparsın, 2 tane mimar bulursun ama çorap öyle bir iş değil, çorap apayrı bir iş. Bakın, elinizi dokunduğunuzda bile şu rahatlığı görebiliyorsunuz. Bunları sağlamak için hep bu lastik üretimleri, likra üretimlerini hep kendi bünyemizde yapıyoruz. Yani dışarıdan almıyoruz bu ürünleri bu kaliteyi tutturabilmek için. Zaten ipliğin en iyisini kullanıyoruz. Penye kullanıyoruz ve de organik iplikler kullanıyoruz bunlara. Makine teknolojimiz zaten çok iyi. Bir de çok büyük özelik olan, bunlar dikişsiz burun derler bizi kendi otomatik makinelerimiz zaten bu şekilde malı çıkartıyor.  Dikerek çıkartıyor ve de hiçbir iz yok burada. Önceden hep bunlar böyle Rosso ile dikilir, harman dikiş yapılırdı. Hep buralar insanın ayağını vururdu. Ama şimdi kesinlikle dümdüz çünkü hiç ayağı vurma şansı söz konusu değil.

“200 MİLYON DOLARDAN AŞAĞI KURMANIZ MÜMKÜN DEĞİL”

İşletmeleri, patronlar sıkıntıya sokar. Hangi patron işine doğru yatırım yapmışsa, işini desteklemişse her zaman için başarılı olmuştur. Eğer ki işini desteklemeyip de başka işlere bir anda heveslerle girenlerin hepsi sonunda hüsran olmuştur. Onun için ben hep işime yatırdım. Ne yaptık? İşimizle ilgili ne bileyim mesela likrayı kendimiz üretiyoruz. Çorap lastiğini kendimiz üretiyoruz. Bir işe yatırım yaptığım zaman hiçbir şeyden çekinmiyorum, acımıyorum. Ama evime bir koltuk alsam bir sene düşünüyorum. 50 bin metrekare kapalı alanımız var şimdi.  2 bine yakın da makinemiz var, çalışanımız var. Bunları üst üste koyduğumuzda yani böyle bir tesisi hadi parayla kurmaya çalıştın diyelim tamam mı? Yeriyle yurduyla inanın ki 150 milyon dolar, 200 milyon dolardan aşağı kurmanız mümkün değil. Biz 15 sene önce ‘Katia’ diye bir markayı satın aldık. Bu sırf önceden bayan üzerineydi. Biz bu markayı çok güzel geliştirdik. Bunun sonuna bir de Bony’i koyduk ki ‘Katia&Bony’ yaptık. Bony’i koymamızın nedeni de Bony’nin büyüklüğü ile özdeşsin diye. Kendi mağazalarımız 11 tane var. Ama yurt dışında 2-3 tane mağazamız var. Hollanda’da açıldı. Kazakistan’da açılıyor. Kıbrıs’ta açılıyor. Azerbaycan’da açılıyor. Biz artık Suudi Arabistan’da bil internet yoluyla çorabımızı satıyoruz. Bununla birlikte Katia&Bony, çok gerçekçi golf çorapları yapmaya başladı. Bu golf çoraplarıyla da inanın ki korkunç başarılı oldu. Özelliği hiç ayağı terletmemesi.  Çünkü golfte şöyle bir şey var.  O adar çok yürünüyor ki onun için bu yürüme esnasında ayaklarının en önemi nokta ayak. Çünkü 7 kilometre yolu yürüyor bir golfçü bir seansta. Bunun bir turnuva olduğunu bilin ve 4 gün devam ediyor. Onun için bu çok önemli golf çorabı. Bir de bütün evsaflarıyla  bütün şeyleriyle cidden buna uygun terletmeyen çorabı yaptık. Zaten ön taraf pilelidir olduğu gibi. İçi havludur taban altı. Niye havludur taban altı ? Bastığı zaman ayak devamlı üzerinde durduğu için yumuşak olsun, ayağı zedelemesin tabanı diye.

“SABAH KALKIP İŞE GİTMEYİ BİLMEYEN BİR İNSAN HİÇBİR ZAMAN İÇİN BAŞARILI OLAMAZ”

Şuna hep inandım. Mutlaka bir şeyin aradığın zaman çaresini buluyorsun. Çabuktan para kazanmayı düşünen bir genç toplumu var. Tamam, bazılarına denk gelen şeyler oluyor ama herkese denk gelmiyor. Bu sefer o hırs kazanacağı yerde kaybettiriyor da! Bunların bir ton örnekleri var. Arabasını satmış bilmem neye yatırmış. Yahu kardeşim ilk başta çalışın, çalışın. Yattığınız yerden anlatabiliyor muyum kazanmaya çalışmayın. “İş yok” derler. “İşi ne zaman aradın?” derim. “Abi 12’de kalktım” direkt. Sabah kalkardın ki sen. Sabah kalkıp işe gitmeyi bilmeyen bir insan hiçbir zaman için başarılı olamaz. Sabah kalkacaksın. İşine kenetleneceksin, mücadele edeceksin. Fikir, kafanı yoracaksın, fikir üreteceksin, hedef koyacaksın. Hedef yok, olmuşsun bir tane şey atıyorsun sağa sola! Nereye atıyorsunuz?  Hedefin yok, bir şeyin yok senin! Biz mesela buraları kaybetmemek için ne yapıyoruz? Her gün geliyoruz.  Yani bak bizim hasta ola şansımız da yok. Ben öyle yetiştim.

“PARA SENİ YÖNETMEYECEK, SEN PARAYI YÖNETECEKSİN”

Çalışmadan hiçbir şey olmaz be arkadaşım. Ne diyorum bak 11 sene sabah 4’e kadar çalıştım. Öyle kolay bir şey yok kardeşim. Bir yere yatırdın çok para kazandın. Yarın çok da oynayacaksın kardeşim. Çok kazandın çünkü doymayacaksın ki. O çok da gidecek bir gün sıfırlanacak. Ama bizim gibi emekliler şimdi affedersin bir ayakkabı aldığında üç sefer düşünüyor. Bir tişört aldığında iki sefer düşünüyor. Neden? Alın teri hepsi. Nereden ne kazandığını biliyorsun. Hayatta benim söylediğim lafların bir tanesi; para seni yönetmeyecek, sen parayı yöneteceksin. Bakın, mutluluk parada değildir. Mutluluk güzel işte, sevdiğin işte kademe kademe yükselerek gelen bir noktadır. Bir şeyi her istediğin zaman el ettiğinde bunun zevki olmaz. Bunun mutluluğu olmaz.  
 

Henüz çocuk yaşta Kapalı Çarşı’da ticarete atıldı. Hayat hiçbir zaman onun için kolay olmadı. Daha 10 yaşındayken babasının yanında çay dağıtarak para kazanmaya başladı. 13 yaşında vapurlarda çorap satarak ailesine katkıda bulundu. 16 yaşında babasının vefat haberini aldığında ise henüz lise öğrencisiydi. Omuzlarındaki yük iyice ağırlaşmıştı. Para kazanmalıydı. Ağabeyleriyle çorap satmaya devam etti. Ancak onun hedefleri diğerlerinden çok daha büyüktü. Kendi işini kuracak, günde binlerce çift çorap üretecekti. Öyle de oldu… Dayısının 3 metrekarelik çay ocağında satmaya başladı. Bugün dünyanın en kaliteli ve rahat çorapları arasında gösterilen ürünleri, ABD, Çin, Rusya ve Avrupa başta olmak üzere bir çok ülkede tercih ediliyor. Kendi tabiriyle “Dünyanın başına çorap örüyorum” diyen Bony Çorap Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Gülkaya’nın başarı hikayesi Storybox’ta… Keyifli seyirler… 

Haberin video linki: https://www.youtube.com/watch?v=hLVzxLMm0rI